Dr. Gürbüz AYDEMİR
BESLENME REHBERİ (4-6 AY)
Örnek Menü
Dört-beş öğün anne sütü
Bir öğün meyve suyu veya püresi (1/2-1 çay bardağı), saat: 10:00
Bir öğün 150-200gr (1 su bardağı) kadar sebze püresi, saat: 12:00
Bir öğün yoğurt (1 çay-1 su bardağı), saat:16:00
Baş boyun kontrolünün tamamlanması, el ve göz koordinasyonunun gelişmesi, bebeğin anne ve çevre ile ilişkiye geçmesi, oturmaya başlaması, çiğneme ve yutma koordinasyonunun gelişmesi ek besinlere başlanabilmesi için gerekli gelişim basamaklarıdır.
Ek besinlere geçişte, özellikle katı besinlerin verilmeye başlandığı dönemde bebekler dilleri ile besinleri itebilir. Bebeklerin istem dışı yaptıkları bu hareket genellikle 7. ayda düzelir. Bebeklerin emmeden ağızlarını kapalı tutarak, çiğneme ve yutmadan oluşan yemek yeme davranışını öğrenmeleri zaman alır. Bu aşamada dil oluk görevini bırakarak öne ve yana döndürme gibi karmaşık
hareketleri yapmasını öğrenir. Bebeklerin en geç 6-7. aylarda katı besinlerle tanıştırılması bu davranışın kazanılması açısından önemlidir. Bu dönemde yemek ve içmek faliyeti etrafı çok kirleten bir eylemdir. Birçok bebek yiyeceklere kendi elleri ile dokunmak ve ağızlarına sokup çıkarmak isterler. Çocuk gelişiminin normal bir parçası olan bu hareketlere izin verilmesi bebeklerin el ve ağız hareketlerinin olgunlaşmasına yardım eder.
Ek besinler önce püre kıvamında verilirken daha sonra ezilmiş, ardından ufak parçalara bölünmüş biçimde verilerek bebeğin farklı yapıdaki besinleri alması sağlanmalıdır. Uzun süre püre kıvamındaki besinleri alan bebeklerde, katı besinlere geçişte zorluklar yaşanır.
Ek besinlere 4-6 ay arasında başlanmasının nedenleri:
Bebeğin artan enerji gereksiniminin, yalnızca anne sütü veya hazır mamalarla karşılanamaması
Doğumda sağlanan demir ve çinko depolarının tükenmesi
Farklı tat ve kıvamların bebekte ısırma ve çiğneme becerisini artırması
Çiğneme becerisinin ağız ve dil koordinasyonunu artırması
Ek besinlere 7. aydan sonra başlanmasının besinlerin reddedilmesine neden olabilmesi
Ek besinlere 4 aydan erken başlanmamasının nedenleri:
Erken verilen ek besinlerin bebeğin anne sütünden tam yararlanamamasına neden olması.
Büyüme açısından bir üstünlüğünün olmaması
İlk aylarda dilin dışarı itme refleksinin güçlü olması
Çiğneme becerisinin 4. aydan önce gelişmemesi
Baş kontrolünün tam gelişmemiş olması
Bebeklerin isteksizliği
Böbrek fonksiyonlarının yeterince gelişmemiş olması
Sindirim sistemindeki enzimlerin yeterince salınmaması
Alerjik hastalıkların artmasına neden olması
Katı besinlerin boğulmalara yol açabilmesi
Başta zatürre ve ishal gibi hastalıklarda artışa neden olmasıdır
Hayatın 4-6 aylarında yutma refleksi gelişir. Ancak henüz dişleri olmayan çocuk katı gıdaları çiğneyemez ve ağzından geri çıkarır. Sindirim sisteminin yağ ve karbonhidratları emebilme yeteneği ve yabancı proteinlere karşı koyucu mekanizması bu dönemde gelişir. Bu dönemde başlanan gıdalar yumuşak ve düşük alerjik özellikte olmalıdır.
Meyveler
Elma: Elma yıkanır, kaynar sudan geçirilir, soyulur. Cam rendede veya makinede püre haline getirilir. Çift kat tülbentten suyu sıkılır. Su veya püre olarak yedirilir.
Şeftali: Şeftali yıkanır, kaynar sudan geçirilir, kabuğu soyulur, dilimlere ayrılır, çatalla veya makinede püre haline getirilir. Tülbentten suyu sıkılır. Su veya püre olarak yedirilir.
Portakal: Suyu sıkılarak verilir.
Muz: Çatalla veya makinede püre şekline getirilir. İsteniyorsa portakal veya elma suyuyla biraz sulandırılabilir.
Sebzeler
Karışık sebze maması: Başlangıçta koyu çorba, ilk haftadan sonra koyu püre şeklinde hazırlanır. Bekletilme süresine bağlı olarak sebzelerde vitamin kaybı olmaktadır. Bu nedenle sebze püresinin günlük hazırlanması ve tüketilmesi önemlidir. Patates, maydanoz, ıspanak, havuç, kereviz, karnıbahar, kabak sebze mamasına eklenebilir. Pırasa ve taze fasulye gibi uzun lifli sebzeler, püre haline getirilmeleri zor olduğu için, erken dönemde kullanılmaz. Ispanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin nitrat içerikleri bekletilmekle artacağından pişirildikten hemen sonra yenilmelidir. Bakla nadirde olsa favizme yol açacağından, patlıcan da vitamin ve mineral içermediğinden bebekler için uygun besinler değildir.
1.Hafta: Üç çay fincanı su, iki orta boy havuç, bir orta boy patates, 45-50 dakika ağzı kapalı kapta pişirilir. Düdüklü tencere kullanılıyorsa bir fincan suyla 10-15 dakika pişirilmesi yeterlidir. Tel süzgeçten aktarılarak hiç ezmeden sebzelerin suyu bir kaba alınır. Bir çay kaşığı irmik ilave edilerek 5 dakika kaynatılır.
2.Hafta: Yukarıdaki gibi pişirilir. Tel süzgeçten veya makineden havuçlar ve patatesler tamamıyla ezilerek püre şekline getirilerek geçirilir. Bu pürenin içine irmik katılarak yukarıdaki şekilde mamanın hazırlanması tamamlanır.
3.Hafta: Üç çay fincanı su, iki orta boy havuç, bir orta boy patatese ek olarak bir çay kaşığı pirinç ve her gün bir yenisi ilave edilmek üzere mevsimlik sebzeler (örneğin: ilk gün 3-4 yaprak maydanoz, ertesi gün bunlara ek olarak ¼ enginar, ertesi gün ¼ domates gibi) eklenir. Tel süzgeçten veya makineden geçirilerek elde edilen püreye 1 çay kaşığı irmik ilave edilerek 5 dakika daha pişirilir.
4.Hafta: Yukarıdaki şekilde hazırlanan püreye bir tatlı kaşığı sıvı yağ katılır (tam sebze püresi).
Yoğurt: 100 ml süt (~1 çay bardağı) kaynatılır, elin dayanabileceği sıcaklığa gelinceye kadar soğutulur, bir çay kaşığı yoğurt (mayası) ilave edilir. Kımıldatmadan üzeri örtülerek 3-4 saat bekletilir.
EK BESİNLER VERİLİRKEN DİKKAT EDİLECEK KONULAR
Bebek aile ile birlikte yemelidir. Mutlu bir atmosferde keyifli, telaşsız bir şekilde yapılmaya çalışılmalıdır.
Çocuklar büyükleri taklit ederek yemeye başlarlar. Sağlıklı yiyecekler yiyerek örnek olun.
İlk kez verilecek besinler haftada bir çeşit olacak şekilde verilmelidir. Böylece bebeğin yeni besinlere alışması için zaman tanınmış olur. İstenmeyen bir reaksiyon geliştiğinde hangi yiyecekten olduğu kolayca saptanabilir. Alerji birkaç dakika içinde veya bir kaç gün içinde ortaya çıkabilir. Ağızda, vücutta şişme, hırıltılı solunum, burunda, gözlerde sulanma, kaşıntı, egzama, bulantı, kusma, kramp, ishal gibi belirtiler olduğunda doktorunuzla görüşmeden aynı yiyeceği tekrar vermeyin.
Ek besinler tek öğün olarak ve çok az miktarlarda verilmeye başlanmalıdır. Bebeğin alımına uygun olarak verilen miktar ve öğün sayısı arttırılmalıdır.
İlk kez verilecek besinler bebek açken denenmelidir. Bebek ısrarla yemek istemediğinde en az iki haftalık bir süre geçmeden aynı yiyecek maddesi tekrar denenmemelidir. Bu sürenin sonunda aynı gıda halen reddediliyorsa çocuğun severek yediği bir yiyeceğin içine az miktarlarda katılarak verilmeli ve miktarı giderek arttırılmalıdır.
Tüm besinler kaşıkla veya fincanla verilmeli, anne bebeğini oturur pozisyonda beslemelidir.
Besinlerin kıvamı kaşıkla verilmeye uygun olmalıdır.
Beslenme saatlerinde anne rahat olmalı acele etmemeli, çocuğunu onunla konuşarak ve arara okşayarak beslemelidir.
Bazı çocuklar yemeleri gereken besinleri almamakta ısrar edebilirler. Bu durumda davranışsal bazı yöntemler kullanılabilir. Örneğin; reddettiği gıdaları yemeye başladıkça çocuktan övgülü sözlerle bahsedilebilir veya yeterince yemesi sevdiği oyuncaklarla ödüllendirilebilir.
Bebeğe verilecek yiyecekler doğal ve taze ürünler kullanılarak hazırlanmalıdır. Konserve, dondurulmuş yiyecekler, katkı maddeli hazır besinler bebeğe verilmemelidir. Hazırlanan besinler uzun süre oda ısısında bekletilmemelidir.
Bir yaşın altındaki çocuklar için evde hazırlanan yiyeceklere tuz ilave edilmemelidir.
Bebeğe verilecek besinlerin gıda hijyenine uygun olarak hazırlanması gerekir. Kullanılan su ve gereçler temiz olmalı, kaynatılarak temizlenecek türden seçilmelidir.
Besinler hazırlanmadan ve bebek beslenmeden önce eller mutlaka yıkanmalıdır. Eldeki tüm kesikler ve yaralar kapatılmalıdır
Besinlerin üzerine öksürme ve hapşırmaktan kaçınılmalıdır
Hazırlanan besinler örtülmeli ve 100 C’nin altında saklanmalıdır
Küçük bebeklerin ilave fazla suya ihtiyacı yoktur. İhtiyaç duydukları sıvıyı genellikle anne sütü veya mama ile alırlar. Bebeğin bir defada 60 ml, günde 125 ml den fazla ek sıvı alması midesini doldurup iştahsız olmasına neden olabilir.
ERKEN VE GEÇ BEBEKLİK DÖNEMİNDE AİLELERİN SIKÇA SORDUĞU BAZI SORULARIN YANITLARI
Bebekler nasıl giydirilmeli?
Yenidoğan döneminde annesinden bir fazla, daha sonra annesi kadar giydirilmelidir. Bebeğin üşüyüp üşümediğinin kontrolü için el ve ayaklara bakılması yanıltıcı olabilir. Bebeklerin dolaşım sistemi yeterince olgunlaşmadığından, el ve ayaklar vücudun diğer yerlerinden daha soğuktur. Bebeğin hapşırması da üşüdüğünü göstermez. Ensesi ve giysilerin altında kalan bölümler yeterince sıcak, bebekte huzurlu ise ortam ısısı ve giysileri yeterli demektir. Bebeklere soğuk havada tek kat kalın bir giysi giydirilmesindense birkaç kat hafif giysi giydirilmesi daha koruyucudur. Terleyip isilik olan bebekleri daha az giydirmek gereklidir. Bebekler için kolay giydirilip çıkarılabilecek yakası geniş, kolları bol, önden açılan yada her iki bacağın yanlarından düğmeli ürünler kullanılabilir. Kurdele yada bağları olan ürünler bebeğin boynuna dolanıp boğulmaya yol açabileceği için sakıncalıdır.Bebeğin yaşadığı odanın ısısı ne olmalıdır?Kişilerin ısı algıları ve dayanıklılıkları değişebilir. Soğuk havada bebeğin bulunduğu odanın ısısı gündüz 20-220C, gece 16-180C arasında olursa üşümez. Eğer ısı bunun üzerine çıkarsa kuru ve ısınmış hava burun mukozasını kurutur ve mukoza mikroorganizmalara daha duyarlı hale gelir.Bebeğin banyosu hangi sıklıkta ve nasıl yapılmalıdır?Bebeklerin gün aşırı yıkanması yeterlidir. Bazı bebekler suda olmaktan hoşlanırlarken bazıları nefret edebilir. Bunun nedeni bebeğin kendini banyoda güvende hissetmemesi olabilir. Bebek şiddetle banyoyu reddediyorsa birkaç gün süngerle silip sonra yeniden denemek gerekir. Bebek küvetinin üstüne takılan file üzerine yatırarak bebeği yıkamak, kendini güvende hissetmesini sağlayabilir. Banyo suyu ısısı banyo termometresiyle kontrol edilebilir. Suyun sıcaklığının 37-380C arasında olması uygundur.Sünnet yaptırmalı mı ne zaman?Sünnet normal sağlıklı erkek çocukların idrar yolu enfeksiyonu (İYE) geçirmesini önlemez ancak İYE riski yüksek yada yineleyen İYE’si olan çocuklarda insidansı azaltabilir. Son zamanlarda yenidoğan döneminde sünnetin tıbbi yararları daha sık vurgulanmaya başlanmıştır. Üç-altı yaş arası çocuğun kastrasyon korkusu yaşayabileceği düşünülerek tıbbi zorunluluk yoksa sünnet önerilmemektedir. Doğumdan hemen sonra hastanede yapılması uygundur. Bu olmadığında en uygun yaş çocuğun hem ameliyatı, hem toplumsal değerleri daha gerçekçi olarak değerlendirebileceği 7-10 yaş arasındadır. Sünnet işlemi sünnetçilerin değil, anestezi yada anestezi eşliğinde doktorların yapmasının çocuğun yararına olacağı ailelere anlatılmalıdır.Bebekler kitapla ne zaman tanıştırılmalı?Bir büyüğün sesli olarak bebeğe kitap okumasının konuşma dilinden ayrı olarak o dilin sözcüklerinin tam ve doğru öğrenilmesine katkıda bulunduğu, beyinde de yeni öğrenme yolakları oluşturduğu, var olanları ise güçlendirdiği gösterilmiştir. Ayrıca bir yetişkin tarafından okunan, çocuk tarafından da resimlerine bakılan kitaplar, yetişkinle çocuk arasında fiziksel ve duygusal bir yakınlık ve paylaşım sağlar. Sevdiği bir insanla zaman paylaşımına olanak sağlayan araca yani kitaba karşı saygı ve sevgi duymasına neden olur. Bu dönemde kurulan kitap-çocuk ilişkisi çocuğun yaşamının ileri evrelerinde de kitapla kuracağı ilişkinin niteliğini belirler. Çocuk sağlığı izlemleri sırasında çocuklara vitamin ve mineral önerir gibi onun yaşına uygun, kolay erişilebilir (ucuz, hemen kitapçıda olan) kitap önerilerinde de bulunulmalıdır.6-12 Ayda: Kalın karton yada bezden, çok az sözcük içeren renkli resimli kitaplar önerilir. Bu aydaki bebekler her sayfada tek bir görüntünün olduğu kitaplardan ve bebek yüzlerinin resimlerinden hoşlanır. İlgisi ancak 10-15 dakika sürer.13-24 Ayda: Parlak ve canlı resimleri olan, birkaç cümle ve kısa öyküden oluşan kalın kartondan kitaplar önerilebilir. Bu aydaki bebekler gülünç öyküler, gündelik yaşamda yer alan hayvanlar, yiyecekler gibi nesnelerin özelliklerini içeren kitaplardan çok hoşlanır. Kitaptaki görüntüleri parmağıyla gösterebilir, kitabı kaldırabilir. Dikkat süresi 20 dakikaya kadar çıkabilir. Uykuya hazırlık töreni olarak kitap okuma önerilir.25-36 Ayda: Katılabileceği kitaplar dikkatini çeker. Yeni hayvanlar, nesneler ve renkler öğrenmeyi sever. Görüntüyle ilişkili sözcükleri anlar, okunan sözcükleri sayfa üzerinde gösterebilir. Bu aylarda uyku öncesi okumalar sürdürülmelidir. Sayfa çevirmekten hoşlanır, dikkatini 30 dakika boyunca toplayabilir.Bebeğin trafikte güvenli yolculuğu için nelere dikkat edilmelidir?Uçakta yolculuk: Uçaklar hızlı hava akımlarının oluşturduğu türbülanslardan geçerken, emniyet kemeri takmayanlar ve özellikle kucaktaki 2 yaş altındaki çocuklar ağır yaralanabilirler. Bu nedenle 9 kg altı çocuklar, yüzü arkaya bakacak biçimde bebek koltuğunda, 9-18 kg arsı çocuklar (4 yaşa kadar) öne bakan çocuk koltuklarında, 18 kg üstü çocuklar ise erişkinler gibi uçağın emniyet kemeriyle bağlanmalıdır. Bebekler ve küçük çocuklar kalkış ve iniş sırasındaki kabin basıncı değişikliklerine bağlı kulakta basınç ve ağrı hissi duyabilirler. Bu sırada çocuğa yiyecek vermek veya emzirmek, sık yutkunmaya neden olacağından kulakta basınç artışını engellemeye yardımcı olur. Hava yolculuğu susamaya yol açtığından yolculuk süresince bebeğe bol sıvı verilmesi, emziren annelerin de daha çok sıvı almaları önerilir.Araba ile yolculuk: Otomobillerde çocuk koltuklarının kullanılmasının nedeni, araç içinde bulunan çocuğun kaza anında oturduğu yerden fırlayıp savrulmasını önlemektir. Arka koltukta oturmak ciddi yaralanma riskini %40 azaltırken doğru biçimde yerleştirilen bir çocuk koruma sistemi, ölümcül yaralanmaları %75 oranında azaltacaktır. En iyi araç koltuğu çocuğun boyutuna uygun, doğru olarak yerleştirilmiş ve araba yola çıktığı her an kullanılan koltuktur. Araba koltuğu bebeğin kilo sınırı el verdiği sürece (en az 10 kg’a dek) bebeklerin yüzü arkaya bakacak biçimde yerleştirilmelidir. Bunun nedeni yüzü öne bakacak biçimde oturtulmuş bebeklerin, boyun yapılarının düşük hızda bile olsa önden çarpmalardaki zorlanmaya dayanacak kadar güçlü olmamasıdır. Onsekiz-yirmidört aydan sonra ise yüzü öne bakacak şekilde, arkada çocuk araba koltuğunda yine tespit edilmelidir. Oniki yaşından sonra ise erişkinler gibi ön yada arka koltukta ancak yine emniyet kemeri kullanılarak yolculuk yapabilirler. Araçlardaki emniyet kemerleri erişkinlere göre düzenlendikleri için bu emniyet kemerleri 12 yaş altındaki çocuklarda kullanıldığı zaman çocuğun boyun bölgesinden geçmekte, kaza anında kilitlenip boyuna bası yaparak nefes borusunun ezilmesine ve çocuğun bu nedenle ölmesine yol açabilmektedir. Yine 12 yaş altı çocuklar önde yolculuk yaptığında hava yastığının açılması da ciddi yaralanmalara neden olabilmektedir.Bebekleri güneşe çıkarırken nelere dikkat etmeli?Güneşe 10.00-16.00 saatleri arasında çıkmak sakıncalıdır. Bu saatlerde çıkılması zorunlu ise bebeklere uzun kollu giysiler ve pantolon giydirmek gerekir. Güneş altında tüm bebek ve çocuklar yüz ve gözlerini korumak için siperlikli şapka giymelidir. Uygun biçimde kullanıldığında güneş koruyucular ultraviyoleye bağlı örselenmeyi ve deri kanserini önler. Altı aylık olana dek bebeklere güneşten koruyucu kremler kullanılmaz. Altıncı aydan sonra güneşe çıkmadan 30 dk önce derinin açıkta kalan bölgelerine, güneşten koruyucu krem sürmek gerekir. Kremler yüksek koruma faktörü (SPF) içermelidir. Çocuklar için en az 15 koruma faktörü önerilir. Duyarlı derilerde 30 daha iyidir. Hem kısa, hem uzun dalga ultraviyole ışınlarını süzen ve suya dirençli (sürüldükten sonra etkisi 40 dk süren) yada suya dayanıklı (etkisi 80 dakika süren) bir koruyucu seçilmelidir. Bazı güneşten koruyucuların içerdiği maddeler deride zedelenme ve alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle özellikle renksiz, kokusuz ürünler seçilmelidir. Kullanmadan öncede küçük bir miktar kolun iç yüzündeki deriye sürülüp üzeri kapatılıp 24 saat beklenmeli ve üzeri açılıp 15 dk o bölge güneşe tutulduğunda kızarıklık ve şişlik olursa başka bir ürün denenmelidir.0yuncak konusunda ailelere neler önermeli?Doğru seçilmiş bir oyuncak bebeğin sahip olduğu becerileri geliştirmesine ve yenilerini kazanmasına yardımcı olurken bir yandan da eğlenmesini sağlar. Bazı oyuncaklar şiddeti destekler yada olumsuz toplumsal, ırksal yada cinsiyet ile ilgili iletiler verebilir. Bu oyuncaklardan kaçınmak gerekir. Çocuğu düş kurmaktan uzaklaştıran oyuncaklarda alınmamalıdır.Oyuncak satın alırken ve kullanırken dikkat edilmesi gerekenlerOyuncak üzerinde “CE” işareti taşımalıdır. Bu işaret oyuncakların nitelik kontrolünün yapıldığını göstermektedir. Oyuncak almadan önce etiketinin okunup, oyuncağın nasıl kullanılacağı, hangi yaşlar için güvenilir olduğu ve bir erişkin gözetimine gereksinim olup olmadığının bilinmesi gereklidir. Oyuncak üreticisinin yada ithalatçısının adını yada markasını taşımalıdır. Kurşun gibi herhangi bir zehirli boya taşımamalı ve ambalaj üzerinde toksik madde içermediği belirtilmiş olmalıdır. Kolayca kırılan ve parçalara ayrılan oyuncaklar yaralanmalara ve küçük parçaların yutulmasına yol açabilir. Yumuşak hayvan ve bebeklerin gözleri, burun ve diğer küçük parçalarının kopmayacak biçimde dikilmiş yada yapıştırılmış olması gerekir. Tüylü oyuncaklar alerjisi olan çocuklar için sakıncalı olabilir. Küçük parçaları, keskin kenarları yada kırılabilir kısımları olan oyuncaklar genellikle bebekler için güvenilir değildir. 3 yaşından küçük çocukların 3 cm den küçük çapta yuvarlak yada 6 cm den kısa çubuk biçimindeki eşyalarla oynamasına izin verilmemelidir. Pratik olarak tuvalet kâğıdı rulosunun içine girebilecek hiçbir şey çocuğun eline verilmemelidir. Havaya küçük parçalar fırlatan oyuncaklarda ciddi göz yaralanmalarına yada parçaların yutulmasına neden olabilir. Temizlenemeyen oyuncaklar her şeyi ağzına sokan bebekler için enfeksiyon riski oluşturur. Oyuncakların ipleri olmamalıdır. 15 cm den uzun ip, kordon yada lastikleri olan oyuncaklar boğulma riski nedeniyle bebeklerin yanında bırakılmamalıdır. Oyuncak silahlardan, model uçaklardan yada motorlu araçlardan gelen sesler bebeğin işitme duyusuna zarar verebilir. Bu nedenle keskin, yüksek yada tiz sesli oyuncaklar yerine müzikal yada yumuşak sesleri olan oyuncaklar seçilmelidir. Oyuncaklar zaman zaman kontrol edilerek zedelenmiş kırık yada paslanmış parçalar ayrılmalıdır. Kötü kokan plastik oyuncaklar alınmamalıdır. Suya atılınca genişleyen oyuncakların, %50 den fazla büyümemesi gereklidir. Çocuklar için yapılmış tebeşir, boya kalemleri, keçeli kalemlerin toksik madde içermemesi gerekir. Pille çalışan oyuncaklarda, pil koyma yerinin güvenli biçimde kapalı olmasına dikkat edilmelidir. Her yaştaki çocuk için bisiklet alırken mutlaka kaskta alınmalı ve çocuğun kullanması sağlanmalıdır. Oyuncakların saklandığı kutularında sağlam ve güvenilir olması önemlidir. Kapaksız kutu ve sepetler en iyi oyuncak kutularıdır. Çocuklar kapaklı ve hava almayan kutular içine girerek boğulabilirler. Oyuncakların taşınması için kullanılan plastik torbalar ve çantalar, oyuncak çıkarıldıktan sonra ortadan kaldırılmalıdır.Yürüteç, mama sandalyesi, ana kucağı ve kanguru kullanılmalı mı?Henüz yürümeyen bir bebeğe özgürce hareket olanağı verdiği için bebekler tarafından coşku ile istenen yürüteçler, kazalara yol açabildiği için önerilmez. Bebeklerin kaşıkla beslenmeye başladığı 6 aydan sonra, mama sandalyesi kullanımı önerilmektedir. Bebeğin desteksiz oturabildiği 8-9. aya dek arkalığı geriye doğru eğimli, yani hafif yatar biçimde kullanılır. Dokuz aydan sonra bebeğin kendi kendine yiyebilmesine, aile ile birlikte sofraya oturmasına olanak sağlar. Geniş, sağlam, tepsisi tek elle takılıp çıkarılabilen, bebeğin kafasını destekleyecek kadar yüksek bir arkalığı olan, eğimi ve yüksekliği ayarlanabilir, emniyet kemerli ve kalite onay belgesi olan sandalyeler seçilmelidir. Ana kucağı doğumdan başlayarak kullanılabilir. Desteksiz oturamadığı için sürekli yatan bir bebeğin dünyaya farklı açıdan bakmasını sağlar. Yana düşmeyi önleyen, geniş ve sağlam bir tabanı olan, içinde derince oturma olanağı veren ürün seçmek daha uygundur. Her zaman kemerini bağlı tutmak ve yüksek bir yere koymamak, ana kucağına bağlı olası kazaları önler. Bebeğin ana kucağında uyuması nefes almasında sorunlara yol açabileceğinden önerilmez. Bebek taşıyıcısı (kanguru) bebeğin fiziksel temas ve sıcaklık gereksinimini karşılar, annenin ellerinin serbest olmasını sağlar. Bebeğin başı için desteği olmalıdır. Doğumdan başlayarak bebek 5-6 aylık olana kadar kanguru kullanılabilir.Bebekler ne zaman ayakkabı giymeli?Ayakkabı giyen çocuklarda ayak deformiteleri daha fazla görüldüğü için en iyisi ayakkabı giymemektir. Bu nedenle bebek yürüyene kadar ayakkabı gereksinimi yoktur. Ancak soğuktan korumak yada giysisini tamamlamak için hafif ve hava geçirebilir özellikte (deri yada bez ancak plastik değil) ve tabanları yumuşak patikler önerilebilir. Ayakkabı seçiminde dikkat edilmesi gerekenler şöyle özetlenebilir: Parmaklar arasında boşluk kalabilmesi için dört köşeli olmalı, ayağın doğal hareketlerine izin verebilmesi için tabanı esnek olmalı, iki-üç yaşlarında koşarken ayağından çıkmaması için bileğin üstüne kadar uzanmalı, ayağın hava almasına ve serbest hareketine olanak tanıması için delikli ve esnek üstü olan deri, bez yada kanvas ayakkabılar seçilmeli, topuksuz ve düz tabanlı, tabanı lastik yada tırtıklı kösele olmalı, topuğun arkası bükülmez arkalıklı olmalı, rahat olmalı, parmakla ayakkabının önüne basıldığında boşluk olmalı, arkasında da küçük parmak girecek kadar boşluk olmalı ama yürürken topuk çıkmamalıdır. Bebeğin ayağında kızarıklıklar olması ayakkabının küçüldüğünü gösterir. Ayakkabı kadar içine giyilen çorapta önemlidir. Çorap hava almayı sağlayan ve teri emen yapıda olmalıdır. Sıkı çoraplar ayağın gelişimini engellerken, çok büyük çoraplar da kıvrılıp çocuğu rahatsız edebilir.Sağ el sol el seçimi hangi yaşta başlar? El tercihi neyi gösterir?Çoğu bebek ilk önce her iki elini de eşit olarak kullanır. Yaklaşık 8. ayda başlayarak bazıları bir elini diğerine göre daha sık kullanmaya başlar. Bazıları ilk yaştan başlayarak el seçimi yaparlar. Dört yaşına geldiğinde çocukların çoğu el seçimini tamamlamış olur. Solaklar dünyada azınlıkta oldukları için, pek çok alet ve masa düzenleri sağ elini kullananlara göre yapılmıştır. Ana-babalar bu azınlık grubuna sokmamak için sol elini kullanmaya yatkın bir bebeği sağ elini kullanmaya zorlayabilir. Ailelere bebeğin en rahat olduğu elini kullanmasının önemi vurgulanmalıdır.Emzik kullanımının yararları ve riskleri nelerdir?Emzik ilk ay içinde başlandığında tek başına anne sütü verme süresini kısaltabilmektedir. Bu nedenle ilk 4 hafta içinde verilmemelidir. Özellikle uyku sırasında kullanıldığında ani bebek ölümü sendromu riskini azalttığı bildirilmektedir. Buna karşın yaşamın ilk yılından sonra otitis media sıklığını arttırdığı düşünülmektedir. Dişlerde de çapraşıklık oluşturabilir. Bebek emzik alması için zorlanmamalıdır. Bebek uyurken emzik ağzından düştü ise yeniden ağzına verilmeye çalışılmamalıdır. Kullanılacaksa yalnızca uyku sırasında verilmelidir. Bir yaşın sonunda emzik kullanımı bırakılmaya başlanmalıdır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)